İhalenin Feshinde Hissedar Teminat Yatırmak Zorunda mı?
İcra yoluyla satılan taşınmazda pay sahibi olan kişi, ihalenin feshini isterken yüzde beş teminat yatırmak zorunda mı? İİK m. 1...
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takiplerde alacaklılar çoğu zaman ihtiyati haciz kararı da alır ve borçluya ait araçlara hızla haciz ile yakalama şerhi işletir. Borçlu ise borçlu olmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açar ve mahkemeden takibin durdurulmasını ister. Bu noktada uygulamada sıkça sorulan soru şudur: Mahkemenin verdiği tedbir kararı, karardan önce araçlara konulmuş haciz ve yakalama şerhlerini de ortadan kaldırır mı?
Örneğin, takip başladıktan birkaç gün sonra borçlunun araçları trafik kaydında yakalamalı hale gelmiş, borçlu da ardından menfi tespit davası açmış olsun. Borçlunun beklentisi, araçlarını yeniden serbestçe kullanabilmektir. Bu yazıda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 72 çerçevesinde tedbirin sınırlarını ve yargı kararlarının bu soruya verdiği yanıtı genel hatlarıyla ele alıyoruz.
İİK m. 72, menfi tespit davasında verilebilecek tedbiri, davanın icra takibinden önce mi yoksa sonra mı açıldığına göre ayırır. Takipten önce açılan davada mahkeme, teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verebilir. Takipten sonra açılan davada ise kanun koyucu takibin durdurulmasını açıkça yasaklamış, borçluya yalnızca daha dar bir koruma tanımıştır. İİK m. 72'nin üçüncü fıkrası şöyledir:
İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.
Bu düzenlemeye göre takipten sonra açılan davada verilebilecek tedbirin konusu, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi ile sınırlıdır. Haciz, yakalama ve muhafaza gibi takip işlemleri bu tedbirle kendiliğinden durmaz.
Aynı maddenin dördüncü ve beşinci fıkraları, davanın kimin lehine sonuçlandığına göre farklı sonuçlar öngörür. Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa tedbir kararı kalkar; dava borçlu lehine sonuçlanırsa takip durur ve ilamın kesinleşmesiyle icra eski hale iade edilir. İİK m. 72/5'in ilgili kısmı şöyledir:
Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir.
Senetteki yazı veya imzanın inkâr edildiği durumlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 209 ayrıca gündeme gelebilir. Bu maddenin birinci fıkrası, inkâr edilen adi senedin karar verilinceye kadar işleme esas alınamayacağını düzenler. Ancak bu özel durum, borçlu olmama iddiasının genel olarak ileri sürüldüğü davalardan ayrı değerlendirilmelidir.
(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
Yargı kararlarında öne çıkan ilk ilke, takibin durdurulmasına ilişkin bir tedbir verilmiş olsa bile bunun yalnızca ileriye dönük sonuç doğurmasıdır. Tedbirden önce konulmuş hacizler, tedbir kararıyla kendiliğinden ortadan kalkmaz. Aşağıdaki kararda bu husus açıkça ifade edilmiştir.
Kaldı ki takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmiş olması halinde, bu tedbir verildiği tarihten sonraki safha bakımından geçerli olup, daha önceden konulmuş olan hacizlere etki etmez.
Aynı kararda, takipten sonra açılan davada İİK m. 72/3 kapsamında verilecek tedbir halinde alacaklının para çekme işlemi dışında tüm takip işlemlerine devam edebileceği de vurgulanmıştır. Dolayısıyla tedbir, borçlu açısından mevcut hacizleri kaldıran bir araç olarak görülmemektedir.
Uygulamada borçlular, hacizlerin baki kalmasını ancak yalnızca yakalama şerhlerinin kaldırılmasını isteyerek araçlarını kullanmaya devam etmeyi amaçlayabilir. Yargıtay, bu yolla İİK m. 72/3'ün dolanılamayacağını kabul etmiştir. Aşağıdaki kararda, hacizler baki tutularak yakalamaların kaldırılmasına ilişkin karar bozulmuştur.
Her ne kadar mahkemece hacizlerin baki kaldığı, sadece yakalamaların kaldırıldığı şeklinde bir gerekçe oluşturulmuş ise de haciz işleminin kanuni içeriğine aykırı olarak verilen ve takibin ilerlemesine engel olan bu kararın İİK’nun m.72/3 hükmünün amacına aykırı olduğu açıktır.
Bölge adliye mahkemeleri de aynı yaklaşımı sürdürmektedir. Kesinleşmiş bir takipte konulan yakalama şerhinin kaldırılması, sonuç itibarıyla takibin durdurulması anlamına geldiği için bu yöndeki talepler reddedilmektedir.
İİK'nın 72/3 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında icra takibinin durdurulmasına karar verilmesi mümkün olmadığı gibi, kesinleşen bir takipde konulan hacizlerin ve bu meyanda yakalama şerhinin kaldırılması icra takibinin durdurulması anlamına geldiğinden
Takip ihtiyati hacizle birlikte yürütülüyorsa ayrıca ihtiyati haczin durumu da değerlendirilmelidir. İncelenen kararlarda, takibin durdurulmasına ilişkin tedbir kararının ihtiyati haczin infazını kendiliğinden engellemeyeceği yönündeki gerekçeler yer almaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin aşağıdaki kararında, hacizlerin kaldırılması istemiyle yapılan şikâyetin reddine ilişkin karar onanmıştır.
Bu dosyada ilk derece mahkemesi, mahkemece verilen icra takiplerinin durdurulması yönündeki tedbir kararının ihtiyati haczin infazını engellemeyeceğini ve kararda ihtiyati hacizler ile ilgili bir hüküm kurulmadığını belirtmiştir. Sonuçta hacizlerin kaldırılmasına yönelik şikâyet reddedilmiş ve bu sonuç Yargıtayca onanmıştır. Bu nedenle tedbir kararının metninde ihtiyati hacizlere ilişkin açık bir hüküm bulunup bulunmadığı önem taşır.
Menfi tespit davası reddedildiğinde tedbirin akıbeti de İİK m. 72/4 çerçevesinde belirlenir. Yargıtay, bu durumda tedbirin kendiliğinden kalktığını ve genel hükümlerdeki düzenlemenin uygulanmayacağını kabul etmiştir.
Menfi tespit davasının reddi kararı ile ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkar.
İncelenen kararlar birlikte değerlendirildiğinde, takipten sonra açılan menfi tespit davasında borçlunun araçlar üzerindeki yakalama şerhlerini tedbir yoluyla kaldırtma imkânının oldukça sınırlı olduğu görülmektedir. Yargı kararlarında öne çıkan noktalar şöyle özetlenebilir:
Yakalama ve haciz işlemleri icra dairesince yürütüldüğünden, bu işlemlere ilişkin talepler kural olarak önce icra müdürlüğüne yöneltilir. Müdürlüğün işlemine karşı ise icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilebilir. Süreç genel olarak şu adımlarla ilerler:
Her somut olayda tedbir kararının içeriği, davanın türü ve takibin aşaması farklı olabileceğinden, yukarıdaki ilkelerin dosyanın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
İİK m. 72/3, takipten sonra açılan menfi tespit davasında takibin tedbir yoluyla durdurulmasını açıkça yasaklamakta ve borçluya yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteme imkânı tanımaktadır. İncelenen Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararlarına göre, takibin durdurulmasına ilişkin bir tedbir verilmiş olsa bile bu karar önceden konulmuş hacizleri ve araçlar üzerindeki yakalama şerhlerini geriye etkili olarak kaldırmamaktadır. Yakalama şerhlerinin tek başına kaldırılması da takibin durdurulması anlamına geldiğinden kabul görmemektedir.
Bu nedenle borçlu açısından asıl belirleyici olan, menfi tespit davasının esastan sonucudur. Dava borçlu lehine kesinleşirse takip durur ve icra eski hale iade edilir; dava reddedilirse tedbir kendiliğinden kalkar. Haciz ve yakalama işlemlerine ilişkin itirazlar ise icra müdürlüğü ve şikâyet yoluyla icra mahkemesi önünde ileri sürülmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Her olayın koşulları farklıdır; kendi durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
İcra yoluyla satılan taşınmazda pay sahibi olan kişi, ihalenin feshini isterken yüzde beş teminat yatırmak zorunda mı? İİK m. 1...
Karşılıksız çek için takipten önce yapılan kısmi ödeme alacaklıca mahsup edilmezse borçlu hangi yollara başvurabilir? Yazıda İİ...
Çekte düzenleyen imzası yerine kaşe basılmışsa senet kambiyo vasfını kaybeder mi, borçlu imza itirazına mı başvurmalıdır? Yazıd...
Durumunuzu anlatın, size en uygun hukuki yolu birlikte belirleyelim.