Boşanmadan Sonra Eski Eşte Kalan Araç ve Eşyaların İadesi
Boşanmadan sonra eski eşte kalan araç ve ev eşyaları için iade, bedel ve kullanım karşılığı istenebilir mi? TMK m. 226, zamanaş...
Boşanma kararı kesinleştikten sonra tarafların ekonomik koşulları değişebilir ve nafaka alacaklısı, nafakanın artırılması için yeni bir dava açabilir. Mahkeme artırım kararı verdiğinde nafaka borçlusu çoğu zaman bu kararı istinafa taşımakta ve icra takibi başlatılması halinde "karar henüz kesinleşmedi, icrayı durdurabilir miyim" sorusuyla karşılaşmaktadır. Nafaka alacaklısı ise artırılan tutarın bir an önce ödenmesini beklemektedir.
Genel kural olarak para alacağına ilişkin ilamlar kesinleşmeden icraya konulabilir; ancak borçlu, teminat göstererek icranın geri bırakılmasını (tehir-i icra) isteyebilir. Aile hukukuna ilişkin kararlar ise kesinleşmeden icra edilemez. Nafaka, bu iki kuralın tam ortasında durmaktadır. Örneğin, boşanmadan bir yıl sonra açılan nafaka artırım davasında verilen karar istinaf edilmişse, artırılan nafaka için icra takibi yapılabilir mi ve borçlu teminat yatırarak takibi durdurabilir mi?
Bu yazıda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili hükümleri ile Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında nafaka artırım kararlarının kesinleşmeden icrası, tehir-i icra yasağı ve ilamın üst mahkemece kaldırılması ya da bozulması halinde takibin akıbeti ele alınmaktadır. Yazı genel bilgilendirme amacı taşımakta olup her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 350. maddesi, istinaf başvurusunun icraya etkisini düzenlerken nafaka kararları için açık bir istisna getirmektedir:
(1) İstinaf yoluna başvurma, kararın icrasını durdurmaz. İcra ve İflas Kanununun icranın geri bırakılmasıyla ilgili 36 ncı maddesi hükmü saklıdır. Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez. (2) Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.
Temyiz aşaması için 367. madde aynı düzenlemeyi tekrarlamaktadır. Görüldüğü üzere Kanun, aile hukukuna ilişkin kararların kesinleşmeden yerine getirilemeyeceğini söylerken, nafaka kararları bakımından icranın geri bırakılmasını açıkça yasaklamaktadır. Bu iki fıkranın birlikte okunması, nafakanın aile hukuku ilamlarının genel rejiminden ayrıldığını göstermektedir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi, ilama karşı kanun yoluna başvuran borçlunun teminat göstererek icranın geri bırakılması için süre alabilmesini düzenler. Ancak aynı madde nafaka hükümlerini bu olanağın dışında tutmaktadır:
Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez.
İlamın üst mahkemece kaldırılması ya da bozulması halinde ise Kanun'un 40. maddesi devreye girer:
(Değişik birinci fıkra: 2/3/2005-5311/7 md.) Bir ilâmın bölge adliye mahkemesince kaldırılması veya temyizen bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durdurur.
Dolayısıyla nafaka borçlusunun takibi durdurabilmesinin yolu teminat karşılığı tehir-i icra değil, ancak üst mahkemenin kararı kaldırması ya da bozmasıdır.
Yargıtay, aile hukukuna ilişkin ilamların kesinleşmeden icra edilemeyeceği kuralının nafaka hükümleri bakımından uygulanmadığını istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2008/17960, K. 2008/21622, T. 04.12.2008 sayılı kararı bu yöndeki yerleşik içtihadın örneklerindendir. Nafaka verilmesine ilişkin hükmün istinaf ya da temyiz edilmiş olması icrasını durdurmaz.
Boşanma kesinleştikten sonra açılan nafaka artırım ya da azaltma davalarında verilen kararlar da kesinleşen boşanma ilamının eklentisi niteliğinde görülmekte ve icraya konulmaları için kesinleşmeleri aranmamaktadır. Bu nedenle artırım kararı istinaf edilmiş olsa bile artırılan nafaka tutarı için ilamlı icra takibi başlatılabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/909, K. 2025/7587, T. 22.09.2025 sayılı kararında, nafaka ve tazminat hükümlerini içeren ilamlar bakımından üst mahkemeden icranın geri bırakılması talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığına ve bu taleplerin reddi gerektiğine hükmedilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/3017, K. 2015/114, T. 12.01.2015 sayılı kararında da nafaka hükmünün temyizi halinde teminat karşılığında dahi icranın durdurulmasına karar verilemeyeceği belirtilmiştir.
Bu kararlar, kanunun açık hükmünü uygulamada pekiştirmektedir. Nafaka borçlusu teminat göstermeye hazır olsa bile icra mahkemesinden tehir-i icra kararı alamayacak; üst mahkemeden böyle bir talep de hukuki yarar yokluğundan reddedilecektir.
Nafaka hükümlerinde icranın geri bırakılması için süre verilemeyeceğine ilişkin kural Anayasa Mahkemesi'nin önüne de gelmiştir. Anayasa Mahkemesi Norm Denetimi, E. 2025/92, K. 2025/127, T. 03.06.2025 sayılı kararıyla kuralın Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verilmiş; nafaka alacaklısının yaşamını sürdürmesi için öngörülen bu alacağın korunması amacı teyit edilmiştir. Böylece kuralın yakın gelecekte değişmesi beklentisiyle takibi erteleme yönünde bir strateji izlenmesinin dayanağı kalmamıştır.
Nafaka borçlusunun elindeki tek etkili yol, istinaf ya da temyiz incelemesinin sonucudur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/19244, K. 2015/22470, T. 14.12.2015 sayılı kararında, yoksulluk nafakasının fahiş bulunarak bozulması halinde, bozulan kısım yönünden takibin durdurulması gerektiği belirtilmiştir. Üst mahkeme nafaka miktarını ya da artış tarihini değiştirirse, icra müdürlüğünce yapılan hesaplamalar ve fazla ödemeler şikayet yoluyla icra mahkemesinde ileri sürülebilir; ancak bu olanak, davanın başında tehir-i icra alınabileceği anlamına gelmez.
Mevzuat ve içtihat birlikte değerlendirildiğinde, nafaka artırım kararlarının icrası bakımından tablo oldukça nettir. Nafaka, aile hukuku ilamlarının kesinleşme şartından ayrı tutulmuş ve kanun koyucu bu alacağın yaşamsal niteliği nedeniyle borçluya tehir-i icra olanağı tanımamıştır.
Nafaka borçlusu açısından bu durum, istinaf sürecinde ödemelerin artırılmış tutar üzerinden devam edeceği anlamına gelir. Bu nedenle istinaf başvurusunda miktarın fahişliğine ve artırım tarihine ilişkin itirazların somut biçimde ortaya konulması, olası bir kaldırma ya da bozma kararı sonrasında icranın iadesi sürecinde de belirleyici olacaktır. Nafaka alacaklısı açısından ise takibin kesinleşme beklenmeksizin başlatılabilmesi önemli bir güvencedir.
Boşanma kesinleştikten sonra açılan nafaka artırım davasında verilen karar, istinaf edilmiş olsa dahi icraya konulabilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 350. ve 367. maddeleri ile İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi uyarınca nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilmesi mümkün değildir; Yargıtay bu yöndeki talepleri hukuki yarar yokluğundan reddetmekte, Anayasa Mahkemesi de kuralı Anayasa'ya uygun bulmaktadır.
Borçlunun icra takibini durdurabilmesinin tek yolu, üst mahkemenin kararı kaldırması ya da bozmasıdır; bu halde İcra ve İflas Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca takip olduğu yerde durur ve fazla ödemeler iade edilir. Somut olayda nafakanın türü, artırım tarihi ve takip konusu tutarın hesaplanması farklı sonuçlar doğurabileceğinden her dosyanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Her olayın koşulları farklıdır; kendi durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Boşanmadan sonra eski eşte kalan araç ve ev eşyaları için iade, bedel ve kullanım karşılığı istenebilir mi? TMK m. 226, zamanaş...
Resmî nikâh olmaksızın dinî nikâhta düzenlenen mehir senedine dayalı alacak, borçlar hukukunun genel hükümlerine göre talep edi...
Kesinleşmiş mahkûmiyet olmadan özel güvenlik kimliği iptal edilebilir mi? Güvenlik soruşturması, devam eden ceza dosyası ve fes...
Durumunuzu anlatın, size en uygun hukuki yolu birlikte belirleyelim.