Dini Nikahta Mehir Alacağının Tahsili
Resmî nikâh olmaksızın dinî nikâhta düzenlenen mehir senedine dayalı alacak, borçlar hukukunun genel hükümlerine göre talep edi...
Boşanma sürecinde ya da boşanmadan sonra eşlerden birine ait araç veya ev eşyalarının diğer eşte kalması sık karşılaşılan bir durumdur. Taraflar çoğu zaman bu malların kimde kalacağını açıkça kararlaştırmaz; eski eş aracı kullanmaya, eşyalardan yararlanmaya devam eder. Bu durumda malik olan eşin malını geri isteyip isteyemeyeceği, mal artık mevcut değilse bedelini, kullanım süresi için ise bir karşılık talep edip edemeyeceği sorusu gündeme gelir.
Uygulamada bu taleplerin hangi süre içinde ileri sürülmesi gerektiği ve mal rejiminin tasfiyesini bekleyip beklemediği de en çok tartışılan konulardandır. Bu yazıda söz konusu talepler; Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Yargıtay kararları çerçevesinde genel olarak ele alınmaktadır.
Eşlerin birbirinde kalan mallarını geri almasına ilişkin temel hüküm, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 226. maddesinin birinci fıkrasıdır. Hüküm kısa olmakla birlikte, eşler arasındaki mal iadesi taleplerinin çıkış noktasını oluşturur:
Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
Bu hüküm, mülkiyet hakkının genel koruma aracı olan istihkak davasıyla birlikte değerlendirilir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı TMK m. 683'ün ikinci fıkrasına dayanabilir:
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
TMK m. 202 uyarınca eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Bu rejimde mallar edinilmiş mal ve kişisel mal olarak ikiye ayrılır. TMK m. 220'ye göre, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya ile mal rejiminin başlangıcında bir eşe ait bulunan veya sonradan miras ya da karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen değerler kişisel maldır. Mal rejiminin sona erme anı ise TMK m. 225'in ikinci fıkrasında şöyle düzenlenmiştir:
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer.
Malın geri verilmemesi nedeniyle uğranılan zarar ve kullanımdan doğan yarar bakımından iki hüküm öne çıkar. Bunlardan ilki, TMK m. 995'in birinci fıkrasıdır:
İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.
İkincisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 77. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen sebepsiz zenginleşme kuralıdır:
Haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür.
Boşanmadan doğan talepler bakımından özel süre TMK m. 178'de öngörülmüştür:
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Genel zamanaşımı süresi ise TBK m. 146'da düzenlenmiştir:
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan istemler için TBK m. 82, geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten itibaren iki yıllık ve her hâlde zenginleşmeden itibaren on yıllık süre öngörür. Ayrıca TBK m. 153 uyarınca evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımı işlemeye başlamaz, başlamışsa durur.
Hukuk Genel Kurulu, TMK m. 226/1 hükmüne dayanan iade taleplerinin mal rejiminin tasfiyesine bağlı olmadığını açıkça vurgulamıştır. Kararda şu tespit yer almaktadır:
eşler, birbirlerinin zilyetliğinde olan mallarını 4721 sayılı Kanun'un 226/1 maddesi uyarınca tasfiye davası ile birlikte talep edebileceği gibi tasfiyeden önce de geri isteyebilirler.
Bu kararda aktarılan bozma ilamında, ev eşyalarının kime ait olduğunun ve kim tarafından satın alındığının saptanması gerektiği belirtilmiş; hükmün nasıl kurulacağı da şu şekilde ifade edilmiştir:
aynen mevcutsa aynen iadesine, değilse dava tarihi itibariyle davacıya ait eşyaların sürüm (gerçek) değerinin, yıpranma (amortisman) payı da gözetilerek belirlenmesi ve bedellerinin tahsiline karar verilmesi
Eşyaların kendisine ait olduğunu ileri süren taraf, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Bu kararda Daire, aşağıdaki gerekçe ve iddianın somut delillerle ispatlanamaması nedeniyle verilen ret kararını onamıştır:
dava konusu eşyaların davacı kadına ait olduğuna ilişkin olarak yazılı bir belge sunulmadığı
Eşya davalarında TMK m. 178'deki bir yıllık sürenin uygulanıp uygulanmayacağı, uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorundur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu konuda şu değerlendirmeyi yapmıştır:
Eldeki eşya davası, TMK.nun 178. maddesinde sayılan haklardan kaynaklanan alacak davası olarak nitelendirilmesi mümkün bulunmadığından somut olayda TMK.nun 178. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi uygulanamaz. Bu tür davalarda; eşyaların mevcut olduğu tespit edilmiş ise, uyuşmazlık mülkiyet hakkına dayandığından olayda zamanaşımı söz konusu olmaz. Bu bakımdan eşyaya ilişkin davalar, her zaman mal rejiminin sona ermesinden önce ya da sonra açılabilir. Yani mal rejiminin sona ermesi bu davalar için bir ön koşul oluşturmamaktadır. Dava konusu eşyaların aynen mevcut olmadığı tespit edildiği takdirde isteğin tazminata ilişkin olduğu kabul edilerek bu alacak hakkında BK.nun 125. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Kararda anılan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 125'teki on yıllık genel süre, bugün TBK m. 146'da düzenlenmektedir. Dolayısıyla eşya mevcutsa aynen iade talebi zamanaşımına tabi değildir; eşya mevcut değilse bedel talebi için on yıllık genel süre esas alınır.
Malik eşe ait aracın diğer eş tarafından kullanılmasından doğan gelir talebini Daire, sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak olarak nitelendirmiştir. Kararda mal rejiminin boşanma davasının açıldığı tarihte sona erdiği hatırlatılmış ve rıza konusunda şu ilke benimsenmiştir:
Zira evlilik birliği devam ederken elde edilen gelirin birliğin devamı için hayatın olağan akışı gereği, davacı eşin muvafakatiyle aile içinde harcandığının kabulü gerekir. Davacı, boşanma davasının açıldığı önceki bir tarihte varlığı kabul edilen iznini geri aldığını davalı eski eşe ilettiğini ispatlayamazsa, önceki zaman dilimi için alacak talebi reddedilir.
Eski eşte kalan araç ve eşyalar için yapılacak talepte ilk adım, malın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesidir. Aynı fiilî durum, malın niteliğine göre farklı davalara konu olabilir:
Kullanım karşılığı taleplerinde belirleyici unsur rızadır. Yargıtay'ın yaklaşımına göre evlilik devam ederken diğer eşin kullanımına bırakılan malın yararı, kural olarak aile içinde harcanmış sayılır. Rızanın geri alındığı ve bunun karşı tarafa iletildiği ispatlanmadıkça önceki dönem için alacak istenmesi güçleşir. Bu nedenle iznin geri alındığının ispata elverişli bir yolla bildirilmesi, sonraki dönem için talebin dayanağını oluşturur.
Boşanmadan sonra eski eşte kalan araç ve ev eşyaları, TMK m. 226/1 uyarınca geri istenebilir ve bu talep mal rejiminin tasfiyesinin sonucunu beklemek zorunda değildir. Eşya aynen mevcutsa iade talebi mülkiyete dayandığından zamanaşımına uğramaz; mevcut değilse bedel için on yıllık genel süre uygulanır ve TMK m. 178'deki bir yıllık süre bu davalarda esas alınmaz. Kullanım karşılığı taleplerinde ise rızanın geri alındığının karşı tarafa iletildiği tarih belirleyicidir. Edinilmiş mal niteliğindeki araç ve eşyalar bakımından ise talebin mal rejiminin tasfiyesi kapsamında ileri sürülmesi gerekebileceğinden, malın niteliği ve ispat araçları baştan dikkatle değerlendirilmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Her olayın koşulları farklıdır; kendi durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Resmî nikâh olmaksızın dinî nikâhta düzenlenen mehir senedine dayalı alacak, borçlar hukukunun genel hükümlerine göre talep edi...
Üniversitede disiplin soruşturmasında zamanaşımı fiil tarihinden mi, öğrenme tarihinden mi başlar? 2547 sayılı Kanun ve Danışta...
Hazine arazisini yıllardır ekip biçmek ecrimisil istenmesine engel mi? İdarenin uyması gereken beş yıllık süre, tutanak ve bede...
Durumunuzu anlatın, size en uygun hukuki yolu birlikte belirleyelim.