Hazine Arazisini Yıllardır Ekip Biçene Ecrimisil İstenebilir mi?
Hazine arazisini yıllardır ekip biçmek ecrimisil istenmesine engel mi? İdarenin uyması gereken beş yıllık süre, tutanak ve bede...
Üniversitelerde görev yapan öğretim elemanları hakkında disiplin soruşturması açılırken en sık tartışılan konulardan biri zamanaşımıdır. İdarenin disiplin cezası verme yetkisi süresiz değildir; kanun, hem soruşturmaya başlamak hem de ceza vermek için belirli süreler öngörür. Ancak bu sürelerin hangi tarihten itibaren işlemeye başladığı her zaman açık değildir. Özellikle fiilin üniversite dışında gerçekleştiği, uzun süre devam ettiği ya da aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının sürdüğü durumlarda başlangıç tarihi uyuşmazlık konusu olur.
Örneğin, bir öğretim elemanının kurum dışındaki bir eylemi yıllar sonra bir ceza dosyası aracılığıyla üniversitenin bilgisine ulaşabilir. Bu durumda zamanaşımının fiilin işlendiği günden mi, idarenin bunu öğrendiği günden mi, yoksa ceza kararının kesinleştiği günden mi başlayacağı belirleyici hâle gelir. Bu yazıda 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'ndaki düzenleme ile Danıştay kararlarında öne çıkan yaklaşımlar genel hatlarıyla ele alınmaktadır.
2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinin (b) fıkrası, öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezalarını ve bu cezaları gerektiren fiilleri ayrıntılı biçimde sayar. En ağır yaptırım olan kamu görevinden çıkarma cezasını gerektiren fiillerden ilki şu şekilde düzenlenmiştir:
a) (Değişik: 15/4/2020-7243/7 md.) Terör niteliğinde eylemlerde bulunmak veya bu eylemleri desteklemek, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgütler için kullanmak ya da kullandırmak.
Bu bent, uygulamada zamanaşımı tartışmalarının yoğunlaştığı alanlardan biridir. Çünkü bu tür fiiller çoğu zaman kurum dışında gerçekleşir ve idarenin bilgisine ancak bir ceza soruşturması ya da kolluk tespiti aracılığıyla ulaşır. Aynı sorun, kanunda sayılan diğer disiplin suçları bakımından da benzer şekilde ortaya çıkabilir.
Zamanaşımı, 2547 sayılı Kanun'un 53/C maddesinde iki ayrı süre olarak düzenlenmiştir. Birinci süre soruşturmanın başlatılmasına, ikinci süre ise cezanın verilmesine ilişkindir. Maddenin ilk iki fıkrası şöyledir:
Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezalarında bir ay içinde, b) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil açısından altı yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez.
Metne göre soruşturmaya başlama süresi öğrenme tarihine, ceza verme süresi ise fiilin işlendiği tarihe bağlanmıştır. Aynı maddenin devamında, bilimsel eserlerin yeniden kullanılması hâlinde sürelerin yeniden işlemeye başlayacağı ve iptal edilen cezanın belirli koşullarla yeniden tesis edilebileceği de düzenlenmiştir. Ne var ki aşağıda görüleceği gibi, yargı kararlarında iki yıllık sürenin başlangıcı somut olayın özelliklerine göre farklı değerlendirilebilmektedir.
Danıştay 8. Dairesi'nin incelediği bir dosyada, öğretim elemanının eylemlerinin üniversite dışında gerçekleştiği ve idarenin bunlardan ancak sonradan haberdar olduğu bir durum değerlendirilmiştir. Kararda, zamanaşımının başlangıcı bakımından idarenin suçtan haberdar olduğu tarihin esas alınması gerektiği yönünde şu ifadelere yer verilmiştir:
davacının eylemlerinin üniversite dışında gerçekleşmesi nedeniyle, idarenin 15/03/2017 tarihli yazı ile suçtan haberdar olduğu, disiplin eylemlerinin üniversite dışında gerçekleşmesi, ceza mahkemesi tarafından verilen hapis kararı ile de eylemin sübut bulduğunun anlaşılması karşısında, suçtan haberdar olunan tarihin, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımı başlangıç süresi kabul edilerek,
Daha yeni tarihli bir kararda ise iki yıllık sürenin başlangıcı, ceza mahkemesi kararının kesinleştiğinin idarece öğrenildiği tarih olarak kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, ceza yargılamasıyla bağlantılı disiplin dosyalarında başlangıç tarihinin ileriye kayabileceğini göstermektedir.
Bu durumda 2547 sayılı Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 53/C maddesinde disiplin cezasının verilmesi için öngörülen iki yıllık sürenin başlangıcının ise, [...] Asliye Ceza Mahkemesi kararının kesinleştiğinin davalı idarece öğrenildiği 11/01/2022 tarih itibarıyla kabul edilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin tesisinde Kanunda belirtilen sürelere aykırılığın söz konusu olmadığı görülmektedir.
Bazı disiplin suçları tek bir anda tamamlanmaz; hukuka aykırı durum zaman içinde sürer. Danıştay, bu tür mütemadi suçlarda zamanaşımının fiilin başladığı tarihten değil, devamlılığın sona erdiği tarihten itibaren işleyeceğini kabul etmektedir. Bu ilke 657 sayılı Kanun'a tabi bir kamu görevlisine ilişkin kararda şöyle ifade edilmiştir:
Bununla birlikte, mütemadi (kesintisiz) suçlar yönünden, zamanaşımının ayrıca değerlendirilmesi gerekmekte olup; "disipline aykırı nitelikteki bir fiilin, bir anda sona ermeyip zaman içinde devam etmesi" olarak tanımlanan mütemadi suçta, zamanaşımının başlangıç tarihinin, fiilin başlangıç tarihi yerine temadinin sona erdiği tarih olarak esas alınması gerekmektedir.
Danıştay 8. Dairesi de bir kararında mütemadi suçun unsurlarını açıklamış ve eylemin devam ettiği durumda iki yıllık sürenin dolduğundan söz edilemeyeceğini kabul etmiştir. Kararda mütemadi suçun iki temel özelliği şu şekilde tanımlanmıştır:
Mütemadi suçun iki temel özelliği bulunmaktadır. Bunlar; hukuka aykırı sonucun zaman içinde devam etmesi ve bu devamlılığın failin iradesine bağlı olmasıdır .
Buna karşılık, incelenen bazı dosyalarda sosyal medya paylaşımı gibi belirli bir anda tamamlanan fiillerin her birinin kendi tarihi üzerinden ayrı ayrı değerlendirildiği görülmektedir. Hangi fiilin kesintisiz sayılacağı somut olayın özelliklerine göre belirlendiğinden, bu ayrım her dosyada ayrıca incelenmelidir.
Kanun metni ile yargı kararları birlikte okunduğunda, zamanaşımı sürelerinin başlangıcının tek bir kurala indirgenemeyeceği anlaşılmaktadır. Fiilin niteliği, işlendiği yer, idarenin ne zaman ve hangi yolla bilgi edindiği ve ceza yargılamasının seyri, sonucu doğrudan etkileyebilir. Disiplin soruşturmasıyla karşılaşan bir öğretim elemanı açısından şu hususların incelenmesi yararlı olur:
Son madde özellikle önemlidir. Danıştay'ın incelediği dosyalarda, fiil tarihinden sonra yürürlüğe giren düzenlemelere dayanılarak ceza verilmesinin de ayrıca tartışma konusu yapıldığı görülmektedir. Bu nedenle zamanaşımı itirazı, uygulanacak mevzuatın belirlenmesiyle birlikte ele alınmalıdır.
2547 sayılı Kanun, öğretim elemanları hakkında disiplin soruşturmasına başlama ve ceza verme yetkisini belirli sürelere bağlamıştır. Kanun metni ceza verme süresini fiilin işlendiği tarihe bağlasa da Danıştay kararlarında kurum dışında işlenen fiillerde öğrenme tarihinin, ceza yargılamasıyla bağlantılı dosyalarda ise kesinleşme kararının öğrenildiği tarihin esas alındığı örnekler bulunmaktadır. Mütemadi suçlarda ise süre, devamlılığın sona erdiği tarihten itibaren işlemektedir. Her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, zamanaşımı değerlendirmesinin dosyadaki tarihler ve belgeler üzerinden ayrıntılı biçimde yapılması gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Her olayın koşulları farklıdır; kendi durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Hazine arazisini yıllardır ekip biçmek ecrimisil istenmesine engel mi? İdarenin uyması gereken beş yıllık süre, tutanak ve bede...
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı öğretmen atamasını ve güvenlik soruşturmasını nasıl etkiler? 657, 5271 ve 7315 sa...
Eşi devlet üniversitesinde araştırma görevlisi olan uzman hekimlerin eş durumu talepleri uygulamada sıklıkla reddedilmektedir....
Durumunuzu anlatın, size en uygun hukuki yolu birlikte belirleyelim.