0(216) 807 2049 info@batmanlegal.com Hafta içi 09:00 - 18:00
Ceza Hukuku

Cezaevindeki Hükümlü İçin İnfazın Ertelenmesi ve Ara Verilmesi

Cezaevindeki Hükümlü İçin İnfazın Ertelenmesi ve Ara Verilmesi

1. Giriş ve Hukuki Sorun

Hapis cezası kesinleşip infazına başlandıktan sonra hükümlünün hayatında ağır bir hastalık, doğum, ailede bir ölüm ya da bakıma muhtaç bir yakın gibi beklenmedik gelişmeler yaşanabilir. Bu durumda en sık sorulan soru, kişinin cezaevine girmiş olmasının erteleme talebinde bulunmaya engel olup olmadığıdır. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, infazına başlanmamış cezalar ile infazı süren cezalar için farklı imkânlar tanımıştır. Bu nedenle cezaevindeki bir hükümlü için de belirli şartlarla başvuru yolu açıktır.

Uygulamada "erteleme" kelimesi farklı kurumlar için kullanıldığından kavramların ayrılması önem taşır. Mahkemenin hüküm kurarken verdiği hapis cezasının ertelenmesi kararı ile kesinleşmiş bir cezanın infazının sonraya bırakılması birbirinden farklıdır. Bu yazıda yalnızca kesinleşmiş ve infaz aşamasına gelmiş cezalar bakımından hükümlünün başvurabileceği yollar ele alınmaktadır. İnfaz hukukundaki bu imkânlar mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldırmaz; yalnızca cezanın yerine getirilme zamanını etkiler.

2. İlgili Mevzuat

2.1. Hastalık ve Gebelik Nedeniyle İnfazın Geri Bırakılması

5275 sayılı Kanun'un 16. maddesi, hükümlünün sağlık durumu ve gebelik hâli nedeniyle infazın geri bırakılmasını düzenler. Akıl hastalığı hâlinde hükümlü iyileşinceye kadar sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır ve burada geçen süre cezaevinde geçmiş sayılır. Diğer hastalıklarda ise kural, tedavinin resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde sürdürülmesidir. Kanun bu kurala önemli bir istisna getirmiştir.

Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

Aynı maddenin 3. fıkrasına göre geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. 16. maddenin 6. fıkrası, ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûm için de geri bırakma imkânı tanır. Gebelik ve doğum hâlinde ise 4. fıkra uygulanır.

Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır.

Ancak 5. fıkra uyarınca, kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar bu hükümden yararlanamaz. Bu kişilerin cezası, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.

2.2. Çocuğunun Hastalığı Nedeniyle Kadın Hükümlünün Cezasının Ertelenmesi

Kanun'a 2023 yılında eklenen 16/A maddesi, infazına başlanmış olsa bile kadın hükümlüler için özel bir erteleme yolu öngörür. Toplam on yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olan kadın hükümlünün, engelliliği nedeniyle bakıma muhtaç olan veya ağır bir hastalığa maruz kalan on sekiz yaşını doldurmamış çocuğunun bulunması ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi gerekir. Bu şartlar varsa ceza, Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yıla kadar ertelenebilir ve bu süre her defasında altı ayı geçmemek üzere en çok dört kez uzatılabilir. Erteleme süresince hükümlüye yurt dışına çıkamama dahil çeşitli yükümlülükler yüklenir.

2.3. Zorunlu ve Çok İvedi Hâllerde İnfaza Ara Verilmesi

Kanun'un 17. maddesinin 1. fıkrası, kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının çağrı üzerine gelen hükümlünün istemiyle ertelenebileceğini düzenler. Cezaevine girmiş hükümlü bakımından ise maddenin 4. fıkrası belirleyicidir. Bu fıkra, infaza başlanmış olsa bile belirli mazeretlerde infaza ara verilmesine imkân tanır.

Birinci fıkrada belirtilen hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi veya hükümlünün eş veya çocuklarının sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle bakıma muhtaç olmaları ya da hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca bir yılı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilir. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamaz.

Maddenin 6. fıkrasına göre bu imkân herkese açık değildir. Aşağıdaki hükümlüler hakkında 17. madde hükümleri uygulanmaz:

  • Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar,
  • Mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler,
  • Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar.

2.4. Hükmün Yorumunda veya Ceza Hesabında Duraksama

Kanun'un 98. maddesi, mahkûmiyet hükmünün yorumunda duraksama olması veya sonradan yürürlüğe giren lehe kanunun değerlendirilmesi gerekmesi hâlinde hükmü veren mahkemeye; çektirilecek cezanın hesabında duraksama olması hâlinde ise infaz hâkimliğine başvurulmasını öngörür. Bu başvurular kural olarak infazı kendiliğinden durdurmaz. Bununla birlikte mahkeme veya infaz hâkimliği, olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.

3. Yargıtay Uygulaması

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2025/490, K. 2025/7419, T. 24.10.2025

Daire, hükümlünün erteleme talebinde bulunma hakkının zaman bakımından sınırlandırılamayacağını vurgulamıştır. Kararda yer alan ifade şöyledir:

hükümlünün cezasının infazının ertelenmesi yönünde her zaman talepte bulunabileceği gibi cezasının infazının geri bırakılmasının zorunlu olduğu haller mevcutsa bu konudaki talebinin ve geri bırakmayı gerektiren hallerin mevcudiyeti yetkili idari birimler ve yargı makamlarınca değerlendirilip yasal mevzuat bakımından aranan şartlar gerçekleştiği takdirde cezasının mazereti nedeniyle ertelenmesi ve geri bırakılması yönünde karar alınmasının mümkün olduğu

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E. 2020/1499, K. 2020/3679, T. 03.09.2020

Bu kararda sağlık raporlarıyla cezaevinde kalmanın hayati tehlike oluşturacağı belirlenen hükmen tutuklu kişi hakkında 16. maddenin 2. fıkrası uygulanmıştır. Daire, kişi hakkında şu yönde karar vermiştir:

cezaevi şartlarında kalmasının hayati bakımdan tehlike yaratacağı anlaşıldığından 5275 sayılı Kanunun 16/2 maddesi gereğince iyileşinceye kadar İNFAZININ DURDURULMASINA

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/5581, K. 2025/2052, T. 13.03.2025

Hükümlünün birden fazla cezası bulunduğunda 17. maddedeki üç ve beş yıllık sınırların nasıl hesaplanacağı bu kararda açıklanmıştır. Daire, cezaların tek tek değil toplam olarak dikkate alınacağını belirtmiştir:

hükümlünün kesinleşen ve infaza verilen birden fazla cezası varsa, her bir cezasının ayrı ayrı değil cezalarının toplam süresinin dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerekmekte olup

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2023/506, K. 2025/195, T. 30.04.2025

Ceza Genel Kurulu, 17. maddenin 6. fıkrasındaki istisnaya dikkat çekerek tazyik hapsi bakımından erteleme yolunun kapalı olduğunu ortaya koymuştur. Kararda bu ilke şöyle ifade edilmiştir:

disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanların bu madde hükümlerinden yararlanamayacakları

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2025/8648, K. 2025/10243, T. 08.12.2025

Temyiz aşamasında yapılan bir infaz erteleme talebini değerlendiren Daire, bu tür taleplerin temyiz değil itiraz yoluna tabi olduğunu belirterek esasa girmemiştir. Kararda talebin niteliği şöyle açıklanmıştır:

infazın ertelenmesi talebinin infaza ilişkin olması nedeniyle temyiz kabiliyeti bulunmayıp

4. Başvuru Usulü ve Değerlendirme

Sağlık, gebelik, çocuğun hastalığı ve infaza ara verme taleplerinde ilk başvuru mercii, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığıdır. Kanun metni bu taleplerde "ertelenebilir" ve "ara verilebilir" ifadelerini kullandığından, şartların bulunması tek başına talebin kabulü sonucunu doğurmaz; Başsavcılık somut olayı değerlendirir. Başvurunun hükümlünün kendisi tarafından yapılabileceği gibi müdafii veya vekili aracılığıyla da yapılabildiği Yargıtay kararlarına yansıyan dosyalardan anlaşılmaktadır. Başvuruda izlenebilecek genel adımlar şöyle özetlenebilir:

  1. Talebin dayandığı yolun (16, 16/A, 17/4 veya 98. madde) belirlenmesi ve hükümlünün istisnalar kapsamında olup olmadığının kontrol edilmesi,
  2. Birden fazla ceza varsa toplam ceza süresinin hesaplanması,
  3. Sağlık temelli taleplerde mevcut rapor, epikriz ve tedavi belgelerinin eklenmesi ve Adlî Tıp Kurumu veya yetkili hastaneye sevk istenmesi,
  4. Ölüm, malullük, eğitim veya ticari faaliyet gibi mazeretlerin resmî belgelerle ispatlanması,
  5. Ret kararına karşı itiraz yolunun süresinde kullanılması.

Başsavcılığın geri bırakma kararını yükümlülüklere aykırılık nedeniyle kaldırması hâlinde, 16. maddenin 3. fıkrası uyarınca bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir. Örneğin, sürekli tedavi gerektiren bir hastalığı bulunan ve toplam cezası kanuni sınırın altında kalan bir hükümlü, hem 16. madde hem de 17. maddenin 4. fıkrası kapsamında değerlendirme isteyebilir. Hangi yolun daha uygun olduğu, hastalığın niteliğine ve sağlık raporlarının içeriğine göre değişir. Bu nedenle başvurunun hukuki dayanağının doğru seçilmesi sonucu doğrudan etkiler.

5. Sonuç

Cezaevinde bulunmak, hükümlünün infazın geri bırakılması, ertelenmesi veya infaza ara verilmesi talebinde bulunmasına engel değildir. 5275 sayılı Kanun; hastalık ve gebelik, çocuğun ağır hastalığı, zorunlu ve çok ivedi mazeretler ile hükmün yorumu veya ceza hesabındaki duraksamalar için ayrı yollar öngörmüştür. Her yolun şartları, yetkili mercii ve istisnaları farklıdır; özellikle terör, örgüt ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, mükerrirlik ile disiplin ve tazyik hapsi hâlleri 17. madde kapsamı dışındadır. Talebin belgelerle desteklenmesi, toplam ceza süresinin doğru hesaplanması ve ret hâlinde itiraz yolunun süresinde kullanılması, sürecin sağlıklı yürütülmesi bakımından önem taşır.


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Her olayın koşulları farklıdır; kendi durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

İlginizi Çekebilir

Hukuki sorununuz için yanınızdayız

Durumunuzu anlatın, size en uygun hukuki yolu birlikte belirleyelim.