Öğretim Elemanlarının Disiplin Suçlarında Zamanaşımı Ne Zaman Başlar?
Üniversitede disiplin soruşturmasında zamanaşımı fiil tarihinden mi, öğrenme tarihinden mi başlar? 2547 sayılı Kanun ve Danışta...
Uzman erbaşlar, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde sözleşmeye dayalı olarak görev yapan personeldir. Bu statüdeki personelin sözleşmesinin hangi hâllerde idarece feshedileceği 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ile düzenlenmiştir. Uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlardan biri, görev dışında işlenen ve doğrudan askerî hizmetle ilgisi bulunmayan bir suçun, örneğin alkollü araç kullanma nedeniyle verilen bir mahkûmiyetin sözleşmeye etkisidir.
Bu yazıda; trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen hapis cezasının uzman erbaş sözleşmesinin feshine yol açıp açmayacağı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, cezanın ertelenmesi veya adli para cezasına çevrilmesi gibi durumların bu sonuca etkisi ve fesih işlemine karşı başvurulabilecek idari yargı yolu genel hatlarıyla ele alınmaktadır.
Kanun'un "Başarı gösteremeyenler ve ceza alanlar" başlıklı 12. maddesinin dördüncü fıkrası, sözleşmenin feshini gerektiren hâlleri bentler hâlinde saymaktadır. Konumuz bakımından belirleyici olan hüküm (c) bendidir:
Ayrıca; […] c) Taksirli suçlar hariç olmak üzere diğer suçlardan adlî veya askerî mahkemeler tarafından otuz günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkûm olanların, […] Sözleşmeleri feshedilmek suretiyle Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir. Her ne sebeple olursa olsun, sözleşmesi feshedilerek Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişiği kesilen uzman erbaşlar, tekrar Türk Silâhlı Kuvvetlerine alınmazlar.
Aynı fıkranın (b) bendinde sayılan yüz kızartıcı ve benzeri suçlar için ise kanun koyucu açıkça "Verilen ceza, ertelense, seçenek yaptırımlara çevrilse, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilse veya affa uğrasa dahi" ifadesine yer vermiştir. Bu ifadenin (c) bendinde bulunmaması, iki bent arasındaki önemli bir farktır ve aşağıda değinilen değerlendirmelerin temelini oluşturmaktadır.
Alkollü araç kullanma eylemi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir:
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu suç taksirle değil kasten işlenebilen bir suç olduğundan, 3269 sayılı Kanun m. 12/4-(c)'deki "taksirli suçlar hariç" istisnasının kapsamına girmemektedir. Maddenin güncel metnindeki alt sınır dikkate alındığında, hükmolunan hapis cezasının otuz günlük eşiği aşması olağan bir ihtimaldir; ancak her dosyada hükmün içeriği ayrıca incelenmelidir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin beşinci fıkrası, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının (HAGB) hukuki niteliğini şu şekilde tanımlamaktadır:
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
Kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi hâlinde ise Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uygulanır:
(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para cezası veya tedbirdir.
İncelenen Danıştay kararlarında, kasten işlenen bir suçtan otuz günü aşan ve kesinleşmiş bir hapis cezası bulunduğu sürece fesih işlemleri, mevzuattan kaynaklanan bağlı yetki çerçevesinde hukuka uygun bulunmaktadır.
Alkollü araç kullanma nedeniyle verilen ceza üzerine sözleşmesi feshedilen bir jandarma uzman erbaşına ilişkin bu kararda, Bölge İdare Mahkemesinin şu tespitine yer verilmiş ve davanın reddine ilişkin karar onanmıştır:
3269 sayılı Kanun'da, Jandarma Genel Komutanlığında görev yapan uzman erbaşların kasten işledikleri bir suçtan dolayı 30 günden daha fazla süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkum olmaları halinde sözleşmeleri feshedilmek suretiyle ilişiklerinin kesileceğinin düzenlendiği
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkûm olan bir uzman erbaşın sözleşmesinin, "kasten işlenen bir suçtan 30 günden daha uzun süreli hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile mahkum olduğu" gerekçesiyle feshedildiği bu dosyada, Kurul çoğunluğu ısrar kararını onamıştır. Kararda yer alan karşı oy yazısında ise işlemin "hukuki dayanaktan yoksun" olduğu görüşü ileri sürülmüştür. Bu durum, konunun her yönüyle tartışmasız olmadığını göstermekle birlikte çoğunluk görüşü idare lehine şekillenmiştir.
Hakaret suçundan verilen HAGB kararı üzerine yapılan fesih işlemine ilişkin bu dosyada, HAGB kararının "davacının sözleşmesinin feshini gerektiren hal kapsamına girmediğinden" bahisle verilen iptal kararı Danıştay tarafından onanmıştır.
Bu kararda da Bölge İdare Mahkemesi kararı, uzman erbaş hakkındaki suçun aşağıdaki gerekçeyle fesih sebebi oluşturmadığı belirtilerek bozulmuştur:
madde metninde sayılan ve sözleşmenin feshini gerektiren suçlardan olmadığı ve kesinleşen bir mahkumiyet hükmünün de bulunmadığı
Mahkûmiyete dayalı fesihten sonra yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat kararı verilip kesinleştiği bu dosyada Danıştay, alt derece mahkemesinin yeni hukuki durumu gözetmesi gerektiğini belirterek "bu durumun değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken" gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.
Sözleşmenin feshi bir idari işlem olduğundan, bu işleme karşı idare mahkemesinde iptal davası açılabilir; işlem nedeniyle uğranılan parasal kayıpların tazmini de istenebilir. Özel bir süre öngörülmediği hâllerde dava açma süresi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesine tabidir:
1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.
Aynı maddeye göre bu süre, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar. Süreç genel olarak şu adımları içerir:
İncelenen kararlar birlikte değerlendirildiğinde, alkollü araç kullanma nedeniyle kesinleşmiş ve otuz günü aşan bir hapis cezası bulunduğu sürece fesih işleminin iptal edilmesi güç görünmektedir. Taranan içtihatta, kesinleşmiş ceza varlığını korurken feshin iptaline ilişkin nihai bir karara rastlanmamıştır.
Buna karşılık, sonucu değiştirebilecek bazı durumlar dikkat çekmektedir:
3269 sayılı Kanun m. 12/4-(c) uyarınca, taksirli suçlar dışında kalan bir suçtan otuz günü aşan hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm olan uzman erbaşın sözleşmesi feshedilmektedir. Alkollü araç kullanma kasıtlı bir suç olduğundan bu kapsamda değerlendirilmekte ve kesinleşmiş mahkûmiyet hâlinde Danıştay uygulaması idare lehine şekillenmektedir.
Bununla birlikte HAGB kararı, cezanın seçenek yaptırıma çevrilmesi ya da mahkûmiyetin sonradan ortadan kalkması gibi durumlar sonucu değiştirebilecek niteliktedir. Feshedilen sözleşme nedeniyle yeniden göreve alınma yasağı da bulunduğundan, ceza yargılaması aşamasından itibaren verilecek hükmün sözleşmeye olası etkisinin gözetilmesi ve fesih işlemi tebliğ edildiğinde dava açma süresinin kaçırılmaması önem taşımaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Her olayın koşulları farklıdır; kendi durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.
Üniversitede disiplin soruşturmasında zamanaşımı fiil tarihinden mi, öğrenme tarihinden mi başlar? 2547 sayılı Kanun ve Danışta...
Hazine arazisini yıllardır ekip biçmek ecrimisil istenmesine engel mi? İdarenin uyması gereken beş yıllık süre, tutanak ve bede...
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı öğretmen atamasını ve güvenlik soruşturmasını nasıl etkiler? 657, 5271 ve 7315 sa...
Durumunuzu anlatın, size en uygun hukuki yolu birlikte belirleyelim.