0(216) 807 2049 info@batmanlegal.com Hafta içi 09:00 - 18:00
İdare Hukuku

Askerlik Sırasında Malul Kalanların Gazilik Başvurusu ve Süre Sorunu

Askerlik Sırasında Malul Kalanların Gazilik Başvurusu ve Süre Sorunu

1. Giriş ve Hukuki Sorun

Askerlik görevi sırasında, örneğin terörle mücadele kapsamında bir patlama sonucu yaralanarak kalıcı sakatlığa uğrayan pek çok kişi, o dönemde hiçbir başvuruda bulunmamış olabilir. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra akla gelen ilk soru, bu kişilerin halk arasında gazilik olarak bilinen statü ve buna bağlı haklar için hâlâ başvuru yapıp yapamayacağıdır. Mevzuatta bu durum, teknik olarak terörle mücadele görevi sebebiyle malul hâle gelme ve vazife malullüğü kavramları üzerinden düzenlenmektedir.

Bu yazıda; konuya ilişkin temel kanun hükümleri, başvurunun herhangi bir süreye bağlı olup olmadığı, geriye dönük aylıklar bakımından zamanaşımı sınırı ve başvurunun reddi hâlinde izlenebilecek idari yargı yolu genel hatlarıyla ele alınmaktadır. Her somut olayın kendine özgü belgeleri ve sağlık verileri bulunduğundan, burada yapılan açıklamalar genel nitelikteki değerlendirmelerdir.

2. İlgili Mevzuat

2.1. 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 21

Erbaş ve erlerin terörle mücadele görevi sırasında malul kalmaları hâlinde hangi haklardan yararlanacakları, 3713 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde düzenlenmiştir. Hükmün ilgili cümlesi şöyledir:

Erbaş ve erlerden veya geçici veya gönüllü köy korucularından; terörle mücadele görevi ifa ederken yaralanarak veya engelli hâle gelerek ilgili mevzuatına göre malullük aylığı bağlanması koşullarının oluştuğu tespit olunanlar, 2330 sayılı Kanuna göre aylık bağlanması hakkından ve bu fıkranın (c), (d) ve (g) bentlerindeki haklardan, bunların eş, ana ve babaları ile bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına giren çocukları da bu fıkranın (d) bendinde düzenlenen haklardan yararlandırılır.

Aynı maddeye 6353 sayılı Kanun ile eklenen fıkra ise patlayıcı maddeye bağlı olayları ve görevlere gidiş dönüşleri de açıkça kapsama almıştır. Bu ek fıkraya göre:

Kamu görevlileri ile birinci fıkranın (h) ve (j) bentleri kapsamına girenlerden terör olaylarını önlemek amacıyla her türlü patlayıcı maddeye bağlı olarak meydana gelen olaylar sonucunda ya da her ne şekilde olursa olsun terör olaylarının önlenmesi, takibi veya etkisiz hale getirilmesi amacıyla ifa edilen görevler sırasında veya bu görevlere gidiş dönüşler esnasında meydana gelen kazalar sonucunda yaralanan, engelli hâle gelen, hastalanan veya hayatını kaybedenler, birinci fıkranın durumlarına uygun hükümlerinden yararlandırılır.

Belirtmek gerekir ki maddenin (c) ve (d) bentleri konsolide metinde mülga olarak yer almakta ve madde 2026 yılında da değişikliğe uğramış bulunmaktadır. Bu nedenle hangi hakkın hangi dayanakla talep edileceği, başvuru tarihindeki güncel metne göre ayrıca kontrol edilmelidir.

2.2. 2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun m. 4

3713 sayılı Kanun'un yollama yaptığı 2330 sayılı Kanun, malullük aylığının artırımlı ödenmesini öngörmektedir. Kanun'un 4. maddesinde şu düzenleme yer almaktadır:

Bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar, (…) % 25 artırılarak ödenir.

2.3. 5510 Sayılı Kanun m. 47 ve m. 97

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 47. maddesi, süresi içinde bildirilmemiş vazife malullüklerinde sonradan başvuru imkânını tanımaktadır. Maddenin ilgili fıkrası şöyledir:

Vazife malûllüğü süresi içerisinde bildirilmeyen sigortalılara; kamu idareleri ya da sigortalılar veya hak sahiplerince sonradan yapılacak bildirim üzerine, vazife malûllüklerinin belgelenmesi ve müstahak olmaları şartıyla, bu Kanunun zamanaşımı hükümleri dikkate alınmak suretiyle vazife malûllüğü aylığı bağlanır veya bağlanmış olan aylıklar düzeltilir.

Söz konusu zamanaşımı hükmü ise aynı Kanun'un 97. maddesinin birinci fıkrasında yer almaktadır:

Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, iş kazası, meslek hastalığı, vazife malullüğü ve ölüm hallerinde bağlanması gereken gelir ve aylıkların, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmı zamanaşımına uğrar.

5510 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce askerlik yapmış kişiler bakımından, araştırma kaynaklarında belirtildiği üzere 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun ilgili hükümleri de gündeme gelmektedir. Hangi rejimin uygulanacağı, olay tarihine ve kişinin statüsüne göre ayrıca değerlendirilmelidir.

2.4. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 10 ve m. 7

Başvuru ve dava sürecinin usul çerçevesini 2577 sayılı Kanun belirlemektedir. Kanun'un 10. maddesinin ilk iki fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

1. İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. 2. (…) Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler.

Dava açma süresi ise Kanun'un 7. maddesine göre, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde altmış gündür.

3. Danıştay ve Yargı Uygulaması

3.1. Başvurunun Süreye Bağlı Olmaması

Danıştay kararlarında, vazife malullüğü aylığı bağlanması istemiyle idareye yapılacak başvurunun belirli bir süreye bağlı olmadığı kabul edilmektedir.

Danıştay 11. Daire, E. 2009/8782, K. 2010/3752, T. 04.05.2010

5434 sayılı Kanun'un 49. maddesinde belirtilen koşulların varlığı durumunda, vazife malüllüğü aylığı bağlanması istemiyle 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre idareye her zaman başvurulabileceği ve istemin reddi yönünde tesis edilen işleme karşı dava açma süresi içinde dava açılabileceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Daire bu gerekçeyle, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin ilk derece kararını bozmuştur.

Danıştay 12. Daire, E. 2020/2811, K. 2022/1333, T. 22.03.2022

2330 sayılı Kanun'da ve ilgili Yönetmelikte hak sahiplerinin ne şekilde ve ne kadar sürede idareye başvurmaları gerektiğini düzenleyen herhangi bir kural mevcut olmadığından ve ilgililerin aylık bağlanması istemi yönünden herhangi bir başvuru süresi öngörülmediğinden...

Bu kararda da süre aşımı gerekçesiyle verilen ret kararı bozulmuştur. Söz konusu kararlar, olay üzerinden uzun süre geçmiş olmasının tek başına başvuruyu engellemediği yönünde önemli bir dayanak oluşturmaktadır.

3.2. Geriye Dönük Aylıklarda Beş Yıllık Sınır

Başvuru hakkının süresiz olması, geçmiş yılların tamamına ait aylıkların ödeneceği anlamına gelmemektedir. Uygulamada geriye dönük ödemelerin, başvuru tarihinden geriye doğru beş yılla sınırlandırıldığı görülmektedir.

Danıştay 12. Daire, E. 2020/3609, K. 2020/4559, T. 22.12.2020

Bu dosyada ilk derece mahkemesi, 5434 sayılı Kanun'un 117. maddesine dayanarak şu gerekçeyle karar vermiştir:

ilk defa aylığa hak kazanılan tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra Sandığa başvurulması halinde en fazla geçmiş beş yıla ilişkin aylık tutarının ödenmesi gerekmekte olup, beş yılı aşan aylık tutarının Sandık lehine zamanaşımına uğrayacağı

Danıştay 12. Dairesi ise kararı, vazife malullüğü aylıklarının başvuru tarihinden geriye doğru beş yılı kapsayacak şekilde ödenmesi yönünde düzelterek onamıştır.

3.3. İlliyet Bağı ve Yetkili Merci

Vazife malullüğünün kabulü için yaralanma ile görev arasında nedensellik bağının kurulması gerekir. Emir dışında hareket gibi durumlar, 5510 sayılı Kanun m. 47'de de vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmayacağı hâller arasında sayılmaktadır.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/2238, K. 2024/715, T. 28.03.2024

vazifesini yapamayacak şekilde malul olması ve bu maluliyetin vazifenin sebep ve tesiriyle meydana gelmesi koşullarının birlikte gerçekleşmesi

Kurul, vazife malullüğü hükümlerinin uygulanabilmesi için bu iki koşulun birlikte aranacağını vurgulamıştır.

Danıştay 12. Daire, E. 2023/3283, K. 2023/3594, T. 20.06.2023

davacının emeklilik mevzuatı kapsamında vazife malulü sayılıp sayılamayacağından kaynaklanan uyuşmazlığın, askeri hizmete ilişkin olmadığı ve bu konuda değerlendirme yapma ve işlem tesis etme yetkisinin münhasıran Sosyal Güvenlik Kurumuna ait olduğu

Daire bu gerekçeyle, askerlik sırasında terör olayında yaralanan bir kişinin açtığı davada Ankara İdare Mahkemesini yetkili görmüştür. Dolayısıyla başvurunun muhatabı kural olarak Sosyal Güvenlik Kurumu olup yetkili mahkeme somut olayın özelliklerine göre belirlenmelidir.

4. Başvuru Süreci ve Dava Yolu

Yukarıdaki mevzuat hükümleri ve kararlar ışığında, izlenebilecek genel yol şu şekilde özetlenebilir:

  1. Sosyal Güvenlik Kurumu'na, vazife malullüğünün tespiti ve 3713 ile 2330 sayılı Kanunlar kapsamında aylık bağlanması talebini içeren yazılı başvuru yapılması.
  2. Kurumun sağlık kurulu değerlendirmesi ve gerekirse yetkili hastaneye sevk sürecinin takip edilmesi.
  3. Otuz gün içinde cevap verilmemesi hâlinde talebin reddedilmiş sayılacağının dikkate alınması.
  4. Açık veya zımni ret tarihinden itibaren altmış gün içinde, işlemin iptali ve yoksun kalınan aylıkların ödenmesi istemiyle idare mahkemesinde dava açılması.

Başvuruya eklenmesi uygulamada yararlı görülen belgeler şunlardır:

  • Olaya ilişkin idari tahkikat raporu ve olay tespit tutanakları,
  • Terhis belgesi ve askerlik kayıtları,
  • Tedavi sürecine ait epikriz ve hastane kayıtları,
  • Mevcut sağlık kurulu raporları.

4.1. Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

  • Talebin, idari başvurunun reddine karşı iptal ve tam yargı davası şeklinde kurulması önem taşır. Doğrudan olaya dayalı tazminat istemleri, 2577 sayılı Kanun m. 13'teki öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıllık başvuru sürelerine takılabilir.
  • Maluliyet derecesinin sağlık kurulunca ilgili mevzuata göre aylık bağlanmasını gerektirecek düzeyde bulunması gerekir.
  • Geçmişte verilmiş bir adi malullük kararı varsa, bunun vazife malullüğüne dönüştürülmesi ayrıca talep edilmelidir.
  • Geriye dönük aylıklarda hangi tarihin esas alınacağı, uygulanacak kanun hükmüne ve somut olaya göre farklılık gösterebilir.

5. Sonuç

İncelenen Danıştay kararları, askerlik sırasında terörle mücadele görevi nedeniyle malul kalan kişilerin, aradan uzun yıllar geçmiş olsa bile vazife malullüğü tespiti ve aylık bağlanması için idareye başvurabileceği yönündedir. Buna karşılık geriye dönük aylıkların, uygulamada başvuru tarihinden geriye doğru beş yılla sınırlandırıldığı görülmektedir. Sonucu belirleyecek olan ise çoğu zaman olay ile görev arasındaki bağı gösteren belgeler ve sağlık kurulunca belirlenecek maluliyet derecesidir.

Bu alandaki mevzuat sık değişmekte olup 3713 sayılı Kanun'un 21. maddesinde 2026 yılında da değişiklik yapılmıştır. Bu nedenle başvuru öncesinde ilgili hükümlerin güncel metni ve son yargı kararları ayrıca kontrol edilmeli, her dosya kendi belgeleri üzerinden değerlendirilmelidir.


Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır. Her olayın koşulları farklıdır; kendi durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

İlginizi Çekebilir

Hukuki sorununuz için yanınızdayız

Durumunuzu anlatın, size en uygun hukuki yolu birlikte belirleyelim.